MYOM (Fibroid)

Myom (leiomyoma veya fibroid), kadınlarda rahimde gözlenen iyi huylu, kas yumağı şeklindeki kitledir. Bazen tümör olarak ifade edilse de, myomlar kanser değildir ve rahim kaslarının anormal büyümesi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Myom kimlerde sık gözlenir?
Üreme çağındaki her 4-5 kadından birinde , 40 yaş üzerinde ise her 2 kadından birinde gözlenir (en sık 35-45 yaş arasında gözlenmektedir). Ergenlik öncesi görülmez ve genç kızlarda nadirdir. Menopoz döneminden sonra geriler ve hatta kaybolabilir.
Myom görülme riski, gebelik ve doğum sayısı ile azalır. Bu nedenle, hiç doğum yapmayan kadınlarda daha sık izlenir.
Östrojen hormonu, myom oluşumunda veya gelişimde suçlanmaktadır. Bu nedenle, östrojen düzeyi yüksek olan kadınlarda,  şişman (obez) ve kilolu hastalarda daha fazla myom gözlenir.
Ayrıca, myomlarda ailesel bir yatkınlık da izlenmektedir. Bununla birlikte, doğum kontrol haplarının myom gelişimi üzerine etkisi yoktur.

Myomlar, rahmin içinde kalabileceği gibi, rahmin iç boşluğuna (submuköz myom) veya dışına doğru (subseröz myom) büyüyebilir. Nadiren rahim iç boşluğuna doğru büyüyen bir myom, rahim ağzından, vajina içine kadar ilerleyebilir. Çok daha nadir olarak rahim dışına doğru büyüyen bir myom, rahimden kopup, karın içindeki diğer organlara tutunabilir.

Myomlara bağlı olarak ortaya çıkan şikayetler nelerdir?
Myomlar kadınlarda oldukça sık karşılaşılan kitleler olmakla birlikte pek çok kadında herhangi bir şikayete neden olmazlar. Bunun nedeni çoğunlukla myomların küçük boyutlarda olmalarıdır. Ayrıca myomların rahimde nerede yerleştiği de şikayetlere neden olup olmamaları konusunda önemlidir. Rahim iç boşluğuna doğru gelişim gösteren myomlara bağlı olarak şikayetlerin ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.

Myomlara bağlı olarak en sık gözlenen şikayetler:

  • Çok fazla ve daha uzun süreli adet kanaması
  • Kasık ağrısı, alt tarafa doğru baskı veya dolgunluk hissi
  • Sık idrara gitme veya sık gelen idrar hissi
  • Kabızlık veya sık dışkılama hissi
  • Gebe kalmakta güçlük veya gebeliğin düşük ile sonlanması

Myom teşhisi nasıl konur?
Rahim normalden büyük ve yapısı bozulmuş ise myom akla gelmelidir. Muayenede myomlar genellikle rahim içinde sert kitleler şeklinde belirlenir. Tanı ise genellikle ultrason ile doğrulanır.

Myom tedavisi nasıl yapılır?
Myomu olmasına karşın, herhangi bir şikayeti olmayan kadınlarda tedaviye gerek yoktur. Ancak şikayetlerin olması durumunda tıbbi veya cerrahi tedaviler planlanabilir. Ancak tıbbi tedaviler ortaya çıkan şikayetleri gidermeye yönelik olarak uygulanmaktadır. Myomları ortadan kaldıran bir ilaç/tıbbi tedavi yoktur.

Myomlarda kullanılan tıbbi tedaviler:

  • Demir ve vitaminler: Myomlara bağlı kanama düzensizlikleri kadınlarda en sık gözlenen problemler arasındadır. Bu kanamaların neden olabileceği kansızlığın giderilmesinde demir ve multivitamin ilaçları kullanılabilir.
  • Ağrı kesiciler: Bazı ağrı kesiciler (örn. Apranax®, Ponstan®, Advil® vb) adet kanaması miktarını azaltarak, adet döneminde gözlenen kramp tarzı kasık ağrısını önleyebilir.
  • Doğum kontrol hapları: Bu grupta bulunan ilaçlar kanama miktarını azaltarak, kasık ağrısı ve kansızlığı önleyebilir.
  • Hormonlu spiral: Mirena® adı verilen ve her gün belirli miktarda hormon salgılayan bir spiralin yerleştirilmesi ile kanama miktarı ve buna bağlı olarak gelişebilecek ağrı ve kansızlık azaltılabilir. Ayrıca spiral gebeliğe karşı da koruma sağlayacağı için özellikle 6-12 ay içinde gebelik planı olmayan hastalar için uygundur. Ancak spiralin ideal bir şekilde yerleştirilebilmesi için myomun rahim iç boşluğuna doğru büyümemiş olması gerekir.
  • İmplant: İmplant,  kolun iç kısmına yerleştirildikten sonra vücuda her gün belli bir miktarda hormon salgılayarak gebeliği önleyen bir metottur. İçerdiği hormonun özelliği sayesinde kanama miktarını azaltır ve buna bağlı ağrı ve krampları önler. Uygulanması için küçük bir cerrahi müdahale gereklidir ve 3 yıl gebelikten korur.
  • İğneler: Gebelikten koruyan iğneler de, benzer şekilde içeriğinde bulunan progestin (medroksiprogesteron asetat) hormonu sayesinde kanama miktarını azaltarak etki ederler.
  • Pıhtılaşmayı artıran tedaviler: Antifibrinolitik adı verilen bir grup ilaç (örn. Transamine®) kanın pıhtılaşmasını artırarak adet kanamasının azalmasına yardım eder. Bu ilaçlar hormon içermez ve kanama miktarını çok hızlı bir şekilde (birkaç saat içinde) azaltır. Bu ilaçları diğer hormon içeren ilaçlar gibi uzun bir süre kullanmak gerekli değildir; sadece kanama varlığında veya kanama çok aşırı ise kullanılabilirsiniz. Ayrıca bu ilaçlar gebeliğe de engel olmazlar. Ancak antifibrinolitik ilaçların doğum kontrol hapları ile bir arada kullanılması uygun değildir ve kanın damar içinde pıhtılaşmasına, inme ve kalp krizi riskinde artışlara neden olabilirler. Baş ağrısı ve kas krampları en sık gözlenen yan etkileridir.
  • Geçici menopoz iğneleri: GnRH agonist olarak da bilinen ve uygulandığında kadınlarda geçici olarak menopoz tablosunun gelişmesine neden olan bir grup ilaç myomlara bağlı şikayetlerin tedavisinde kullanılabilir.
    Bu iğneler aylık veya 3 ayda bir yapılır ve myomun küçülmesine ve kanamanın azalmasına neden olur. Ancak myomlardaki bu küçülme kalıcı değildir ve ilaç etkisi geçtikten sonra myomlar tekrar büyümektedir.
    Bu nedenle bu iğneler, cerrahi planlanan hastalarda ameliyat öncesinde destek tedavisi olarak kullanılabilir. Bu iğnelerin 6 aydan uzun süre ile kullanılması kemik erimesi yapabilecekleri için önerilmez. Ayrıca, GnRH agonistlerin etkisi kısa sürede başlamaz ve hatta başlangıçta yakınmaları bir miktar artırabilirler.

Myon için hangi cerrahi tedaviler kullanılmaktadır?
Myomlar için cerrahi tedavide teknik olarak 2 yöntem kullanılır:

  • Myomektomi: Sadece myom veya myomların ameliyat ile çıkarılmasıdır, rahim alınmaz.
  • Histerektomi: Rahim alma işlemidir.

Myomektomi kimler için uygundur?
Myomektomi işlemi çocuk sahibi olmak isteyen veya rahmin alınmasını istemeyen hastalar için uygundur. Myomektomi sonrası rahim alınmadığından hastaların çocuk sahibi olma şansı vardır ancak myomektomi sonrasında hastalarda tekrar yeni myomların ortaya çıkma şansı da bulunmaktadır. Myomektomi yapılan hastaların %10-25’inde ilerleyen dönemlerde myom nedeniyle ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle, myomektomi çocuk sahibi olmak istemeyen hastalar için uygun bir yaklaşım olmayabilir.

Myomektomi nasıl yapılır?
Myomektomi işleminde, myomun yerine bağlı olarak değişmekle birlikte, rahim açılarak myomların yeri belirlenir ve rahmin kas tabakasından ayrılarak çıkarılır. Bu işlem açık cerrahi yöntem ile yapılabileceği gibi, kapalı (laparoskopi ve robotik) olarak da yapılabilir. Rahim iç boşluğuna doğru büyüyen myomlar ise histeroskopi adı verilen bir yöntem ile çıkarılabilmektedir. Bu işlemde rahim ağzından girilen bir kamera ve yardımcı sistemler aracılığı ile rahim iç boşluğuna doğru gelişim gösteren myom belirlenir ve özel elektrikli bıçaklar yardımıyla kesilerek çıkarılır.

Histerektomi nasıl yapılır?
Histerektomi rahmin alınması işlemine verilen isimdir. Myom tedavisinde kesin çözüm olarak değerlendirilir. Açık veya kapalı ameliyat ile gerçekleştirilebilir. Açık cerrahide karından veya vajina içinden rahim çıkarılabileceği gibi, kapalı yöntem ile laparoskopik veya robotik cerrahi kullanılarak rahim alınabilmektedir. Rahim ile birlikte tüplerin de alınması günümüzde yaygın olarak uygulanmaktadır. Son yıllarda bazı araştırmalar yumurtalık kanserine tüplerde ortaya çıkan bazı değişimlerin neden olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle tüplerin de rahim ile birlikte alınmasının yumurtalık kanseri riskini azaltacağı düşünülmektedir.

Myom tedavisinde kullanılan diğer yöntemler nelerdir?
Myom tedavisinde kullanılan diğer yöntemler arasında endometrial ablasyon olarak bilinen ve rahim iç dokusunun tahrip edilmesi olarak da ifade edebileceğimiz cerrahi yöntem, rahim damarlarının özel tıkaçlar ile tıkanması (uterin arter embolizasyonu) ve manyetik rezonans kılavuzluğunda ultrason cerrahisi sayılabilir.

  • Endometrial ablasyon: Rahim içinde her bir adet döneminde gelişen ve adet kanaması ile dökülen dokuya “endometrium” adı verilmektedir. Bu dokunun özel yöntemler ile tamamen tahrip edilmesi ile fazla miktardaki adet kanamaları azalabilir. Ancak bu yöntem myomları ortadan kaldırmaz veya küçülmesini sağlamaz; sadece kanamayı tamamen keser veya azaltır. Bu işlem sonrasında endometrium tahrip edildiği için gebe kalma olasılığı oldukça azalmaktadır, bu nedenle gebelik planlayan hastalar için uygun değildir. Ayrıca, endometrial ablasyon sonrasında dış gebelik ihtimalinde de artış gözlenmektedir.
  • Rahim damarlarının tıkanması: Rahme kan sağlayan damarların özel tıkaçlar yardımıyla kapatılması sonrasında myomlarda aylar içinde küçülme sağlanır ve buna bağlı olarak da şikayetler azalır. İşlem hastane şartlarında ve genellikle girişimsel radyoloji doktorları tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu işlemde önce kasıkta bulunan ana atar damardan girilir ve özel bir tüp damar içinde ilerletilerek rahim atar damarına kadar ulaşılır. Ardından özel bir takım parçacıklarla damarın tıkanması sağlanır. Bu işlemden sonra hastaların gebe kalması arzu edilmediğinden, bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları hastalara önerilmektedir.
  • Manyetik rezonanas kılavuzluğunda ultrason cerrahisi: Son dönemde ortaya konan yöntemlerden biridir. MRI cihazı içinde anestezi ihtiyacı olmaksızın, çeşitli ultrason dalgaları rahim içinde myomun olduğu bölgeye yönlendirilir ve myomun ısınarak tahrip olmasına neden olur. Bu işlem sonrasında haftalar veya aylar içinde myomlar küçülür ve şikayetler azalır.